“Transanatolia’da bitirmek bir başarı”

İstanbullu bajacı Mert Öztiryaki, ay sonunda yapılacak olan 16. Ttansanatolia RallyRaid yarışı ile ilgili ajansın sorularını yanıtlarken hedefinin öncelikle finiş görmek, sonra da podyuma çıkmak olduğunu açıkladı.

-Transanatolia’da SSV kategorisinde yarışacak tek Türk ekibi olmak sende neler düşündürüyor?

Bunu yakın zamanda öğrendim. Keşke daha çok Türk ekibi ve daha çok SSV ekip katılsaydı. Bu sene maratonda ralli klasmanının biraz yoğun olduğu söylendi. Raid zaten her zaman güzel geçiyor ama SSV klasmanında yarışacak tek Türk ekibi olmak, bir tık da olsa beni onurlandırdı. Geçen sene de maratonda iyi yarıştığımı düşünüyorum, o kadar yabancı arasında gerilerden 4’ncülüğe kadar çıkmıştım. Çünkü, geçen yıl yarışta ‘sağlam’ kaybolmuştum. Bu sene inşallah kaybolmadan ve daha hızlı bir şekilde rakipleri geçmek planım.

-Geçen yıldan senin cephende bu yana neler değişti?

En başta aracım değişti. X3 ile yarışıyorduk, şimdi ‘R’landık! 2025 Model R ile ilk defa yarışacağız. Araç çok daha hızlı, çok daha performanslı, daha büyük ve agresif bir araç. Maraton uzun yarış, bir gün kötü yaparsın, ikinci gün alışırsın aracına. Ben de hemen alışırım aracıma. R, daha kuvvetli, aktif, agresif bir araba. X3’üm garajda duruyor ve isteyen varsa satılık.

-R’la ilk yarışı maraton gibi uzun soluklu yarışta ilk kez kullanmak sıkıntı olmayacak mı?

Transanatolia’nın güzel yanı da bu. İlk gün sorun yaşar kötü zaman zaman yapabilirsin ama yarış 7 günlük uzun bir süreç. Her gün yeni bir şey katabilirsin.

-Nasıl bir yarış olmasını bekliyorsun?

İstanbul’dan başlaması bizim için çok güzel. Rahat bir başlangıç olacak. Tokat’a kadar gidiyor, sonra güneye iniyor. Ardından Tuzgölü etaplarını yaparak Ankara’da bitiyor. Aslında bildiğimiz bir rota, ama her sene bize güzel sürprizler katarak yeni heyecanlar yaşatıyor. Uzun süreli bir yarış olduğu için, ne olacağı da belli olmuyor. En sonda kalsan bile önündekileri her zaman geçebilme şansın var.

-Mental olarak hazır mısın?

Ben hazırım, zaten en sevdiğim yarış. Uzun süreli bol km’li, her gün yeni bir şehir, yeni bir kamp alanı.

-Hedefin ne olacak, bu yıl?

Her zaman hedef, en üste çıkmak ama mottamız ‘eğlenmek’. Önce eğleneceğiz, sonra üste çıkacağız.

-Pakurun coğrafyasını nasıl değerlendiriyorsun?

İstanbul’dan Tokat’a kadar güzel. Orman ve toprak etaplar, daha yumuşak bir zemin, daha akışkan, rahat ve güzel olacaktır. Güneye doğru indikçe işler değişiyor. Tuz Gölü taraflarına geldiğimizde kayalıklar ve daha zor koşullar başlıyor olacak.

-Sevmediğin bir karakter mi?

Sevmediğim değil ama zorlandığım kısım. Yoksa her yeri severiz biz, mesela son gün çok çılgın bir yağmur vardı. İnşallah bu sene öyle olmaz. Geçen sene o kadar çılgındı ki, yol notları eridi, hiçbir şey göremedik. Yıldırımlar düşüyor, şimşekler çakıyor, sert koşullardı. Bu şartlar bu sene de yine olabilir, offroad ve bajanın doğasında var.

-Bir sezonda tek bir yarış, maraton yapıyorsun. Yeterli oluyor mu?

Bana yetiyor. Ben kendimi bir sezonda tek yarışla mutlu edebiliyorum. Neden derseniz? Uzun bir yarış bol km yapıyorsun, farklı yerler görüyorsun, uzun soluklu olunca canım sıkılmıyor. Transanatolia’da amacım güzelce eğlenmek, gazlamak ve temiz bir şekilde yarışı bitirmek. Elbette podyumu elimizden geldiğince zorlayacağız.

-Yabancı rakiplerin yoğun olduğu bit yarışta podyumda yer kapabilecek misin?

İnşallah. Geçen sene kendimi ispatladım. O kadar yabancı rakip arasında üstlere çıktım ama çok zaman kaybım olmuştu, bu yüzden dereceye giremedim.

-Senin için katıldığın en iyi yıl hangisiydi?

Maratonda sanırım beş kez yarıştım. Benim için en güzel olanı Bolu’da başlayıp Mardin’de biten, Göbeklitepe etabının yapılanıydı. O, mükemmel bir seneydi. Bu, araba ile katıldığım ilk maraton yarışımdı. Biraz zorlandık tabii ama etap ta çok eğlenceliydi.

-SSV ile yarışacak olmak arabaya göre seni zorluyor mu?

Araba daha konforlu. SSV’ye geçince konfordan feragat ediyoruz haliyle. Transanatolia zaten başlı başına zorlayıcı bir yarış. Uzun km, her türlü doğal şartları geçiyorsun. Görebileceğin her şeyi görebiliyorsun.

-Bu sezon bajalarda yoksun?

Ben, kısa yarışları sevmiyorum. Aynı gün içinde aynı etabı iki kez geçmektense, uzun soluklu bir gün benim için daha keyifli. Bu yüzden bu sene bajalara fazla ilgilenmedim, bir Antalya’da yarıştım, eğlendim. Belki Denizli’ye katılabilirim ama zamanı önemli.

-Bu yıl maratonda podyum için kimi şanslı görmektesin?

Listeye bakamadım ama yabancılar her zaman hazırlıklı ve yarışa odaklanmış halde geliyorlar. Yabancılar daha rekabetçi, ben de elimden geldiğince hepsini zorlamayı deneyeceğim.

-Maratonda tercihin hangisi olacak; hız mı, temkin mi?

Transanatolia’nın yapısında ilk iki gün tedbirli gitmen gerekir. 3-4-5 günler full gazlama, son gün en temkinli olman gün olabilir. Son gün, sen de arabada yorulmuş oluyor. Son etap zorsa, eleme günüdür. Kalan kalmış, finişe görecekler belli olmuştur. Amacımız her zaman dediğim gibi gazlamak, ama yarışın asıl hedefi bitirmek. Bitirmek başlı başına bir başarı bu yarışta. Yedi günlük uzun bir serüven.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*